Temmuz 24, 2014, 08:42:11 ÖS


Gönderen Konu: Fırat - Karikatür ~ Fırat 2 çıktı!  (Okunma sayısı 23589 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Cerima

  • Sim-Professor
  • *
  • İleti: 1811
  • Sim-Puan: 781
  • Cinsiyet: Bayan
  • Magic °
Fırat - Karikatür ~ Fırat 2 çıktı!
« : Mart 05, 2010, 11:15:03 ÖS »
F I R A T - Yeak yea!

Fırat'ı tanımayan yoktur sanırsam.
Aradım forumda ama böyle bir konu bulamadım.
Burada Fırat'la ilgili her türlü paylaşımımızı yapabiliriz, imza avatar dahil. :blue:

Meğersem burası Fırat Fan Kulübüymüş... :NN:

Çizeri Uğur Gürsoy. Sanırım 3 yıldır çizerlik yapıyor Uğur Gürsoy, asıl mesleği diş hekimliği.

Neyse gelelim Fırat'ımıza. :gl:







Benim çok sevdiğim bölümlerden birkaçı:















Enee hızımı alamadım, yeter şimdilik bu kadar. :df:

Bu arada resimler tarayıcım olmadığından kitaptan ve dergiden kendim taratıp ekleyemediğimden, başka sitelerden alıntıdır. :T

En birinci ben oldum, yüz puan bana. :blue:

Uğur Gürsoy'un bir röportajını okumak için tıkla!


- Meğersem hayranmışız -


Cerima
Hoperside
nymphetamineC
W!sPéRéR :P
Funky
★αчłeø★
~! O k a N !~
~Natsumi-chan~
hsm3_avril
~.Honey.~


« Son Düzenleme: Ağustos 13, 2010, 08:46:24 ÖS Gönderen: Cerima »


~Daphne'ye teşekkürler. :gl:


Logged

Çevrimdışı mrsalemm

  • Sim-Star
  • *
  • İleti: 1873
  • Sim-Puan: 783
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #1 : Mart 05, 2010, 11:31:58 ÖS »
İmzam yeteirnce açık değil midir? :df:
Ekle beni.

Favorim!

Yek Yeaaa!


Çevrimdışı Cerima

  • Sim-Professor
  • *
  • İleti: 1811
  • Sim-Puan: 781
  • Cinsiyet: Bayan
  • Magic °
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #2 : Mart 05, 2010, 11:37:45 ÖS »
Az önce gördüm imzanı. :NN:
Harika. :blue:
Ekliyorum. :blue:
Bu bölümü koyup koymamakta tereddüt ettim, benim de en birincim bu yoksa. :blue:

Fırat ve Bobi'yi de ekledim. :blue:


~Daphne'ye teşekkürler. :gl:

Çevrimdışı nymphetamineC

  • Simmie
  • *
  • İleti: 68
  • Sim-Puan: 51
  • Cinsiyet: Bayan
  • höööaaa.
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #3 : Mart 06, 2010, 12:58:02 ÖÖ »
oo fırat :D
beni de yaz.

Çevrimdışı W!sPéRéR :P

  • Sim-Professor
  • *
  • İleti: 1506
  • Sim-Puan: 265
  • Cinsiyet: Bayan
  • >> Hayat Çaylağı <<
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #4 : Mart 06, 2010, 11:37:02 ÖÖ »
Çok eğlenceli bence :red:
Fırat içimizden biri gibi :red:
Beni de ekler misin canım?

Çevrimdışı Funky

  • Sim-SuperStar
  • *****
  • İleti: 5242
  • Sim-Puan: 1190
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #5 : Mart 06, 2010, 11:44:45 ÖÖ »
Fırat - Karikatür falan,içimizden tanımayan yoktur yazıyordu.Noluyor falan dedim.Meğersem şu Fıratmış. :NN:
Benide...
« Son Düzenleme: Mart 06, 2010, 02:23:26 ÖS Gönderen: Funky »

Çevrimdışı Cerima

  • Sim-Professor
  • *
  • İleti: 1811
  • Sim-Puan: 781
  • Cinsiyet: Bayan
  • Magic °
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #6 : Mart 06, 2010, 12:07:59 ÖS »
Ekliyorum herkesii. :blue:
Fırat, fan kulübünü açtık bak. :P :NN:


~Daphne'ye teşekkürler. :gl:

Çevrimdışı mrsalemm

  • Sim-Star
  • *
  • İleti: 1873
  • Sim-Puan: 783
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #7 : Mart 06, 2010, 02:08:03 ÖS »
Allahım oturup ağlıcam. Of karnıma ağrılar girdi. Vıyh!
hafif küfür xD
http://img362.imageshack.us/img362/4491/n5307220854896063410pr9.jpg



:df:
« Son Düzenleme: Mart 06, 2010, 02:13:42 ÖS Gönderen: Hoperside »


Çevrimdışı Cerima

  • Sim-Professor
  • *
  • İleti: 1811
  • Sim-Puan: 781
  • Cinsiyet: Bayan
  • Magic °
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #8 : Mart 06, 2010, 02:52:35 ÖS »
:df: Evet çok komik onlar ya. :df:

Bir röportaj buldum. :blue:

~~


Uğur Gürsoy `FIRAT`ı anlattı

Uykusuz Dergisi`nin yazı işleri müdürü, `Fırat ` karakterinin çizeri Uğur Gürsoy Gerçek Hayat`a konuştu. Gürsoy, Fırat`ın `tv`lerin sahte çocukları`ndan farkını anlattı...   

Uğur Gürsoy, karikatürist. Haftalık mizah dergisi Uykusuz`un yazı işleri müdürü. Takip edenler bilir; çok kısa zamanda en sevilen köşelerinden birinin, Fırat`ın da çizeri. Uğur Gürsoy`la sohbetimiz, Fırat özelinde ilerledi gibi görünse de, dünün ve bugünün çocuklarını epey `çekiştirdik` diyebiliriz. Çocukluğu, çocukça korkuları ve sevinçleri, heyecanları konuştuk. `Herkeste biraz Fırat`lık varmış` dedik mesela... Buna kani olduk. Herkes çocukken Fırat gibi, hem yaramaz hem korkak olmuştur. Annesinin burnundan getirmiştir... Dünden bugüne çocukluğumuza dair hoş bir sohbetti.

****

Fırat aslında siz misiniz?

Birebir değilim. Üçte bir falan böyleyim. Etrafımda çocukluğa dair bildiklerimi, yeğenlerimde gördüklerimi çiziyorum. Fırat, sağlıklı bir çocuk olarak başlamadı. Şizofrendi ilk bölümlerde. Hayali arkadaş falan görüyordu. O hayali arkadaşı görecek ve hiç takmayacaktı.

Ama ciddi ciddi korkuyor o hayali arkadaştan.


Korkuyor aslında. Babaannesi `Sure okursan gider` demiş. O yüzden `inna ateyna` okuyor. Amerikan film klişelerinde de olur buna benzer şeyler. Hayali arkadaş çocuğa göz kırpar, `Küçük sırrımızı sakla` falan der ya hani. Fırat da `Tezgahın üstüne oturma, orda ekmek kesiliyo` deyip annesine şikayet ediyor. Bir taraftan da hayali arkadaşının olmasını hiç istemiyor. Ama sonra hayali arkadaşın maceraları bitince normalleşti.

Hayali arkadaşın maceraları neden bitti? Fırat üzerinden anlatacak daha başka şeyler olduğunu mu düşündünüz?


Hayali arkadaş hem kısıtlayıcıydı hem güzeldi. Güzelliği, Fırat`ın kendi başına yaptığı her şeye bir tanık olmasıydı. O tanığı konuşturarak hikayeyi okuyucuya daha rahat anlatabiliyorsunuz. Ama sonra sıkmaya başladı, hayali arkadaşı gönderdim. Ve daha `gerçek çocuk` olmaya başladı Fırat.

Fırat bize göre biraz zıpır, mazlum, korkak, aciz... Size göre Fırat nasıl bir çocuk?

Yazma çizme işleri aslında, yapılan şeyin altını doldurmakla ilgili bir şey. Bu soru bana sorulduğu zaman, `Öylesine bir çocuk işte, çiziyoruz her hafta aklımıza ne gelirse` deyince insanların hoşuna gitmiyor. İnsanlar, `O benim içime doğru bir yolculuk aslında` gibi cevaplara alışmış ve böyle cevaplar bekliyorlar. Duvarda bir resim görürsünüz mesela; siyah üstüne beyaz fırça darbesidir sadece. Ama altında uzun bir metin vardır. Fırat`ı hazırlarken açıkçası bazen çok zevk alırım. Zaten çok keyiflendiğimde Fırat da çok komik olur. Bazılarını çok duygusal bulurum. Onlardan da zevk alırım. Sigara içen bir arkadaşı var Fırat`ın; `Yakıcam bu mahalleyi` diyen. Bu çocuğun olduğu kareler benim için o öykülerin en duygusal karesidir. Fırat bile önemli değildir orda. Fırat için her hafta bir mesaj düşünüyorum, çocukluğa dair. Gerçek olabilmesi için klişe laflarını üretmek zorundasın. Belli şeylere belli tepkiler veren, belli nidalarla bağıran...

`Ennneeeeeee` gibi!

`Ennnneee`, `yek yeaa`, `allam ya reppim` gibi. Bunlar olduktan sonra espriler buluyorum. Aslında Fırat`a özel bulmuyorum. Yani, `Fırat kim?` sorusunun altını dolduracak özel bir metnim yok.

Herkese, en az bir kere, `Aaa burada beni yazmış, aynı ben gibiymiş` dedirten bir çocuk Fırat.

Evet bu çok deniyor. Fırat yüzünden çocuk sahibi olmaya karar veren tipler var. Çocukları Fırat gibi olacak sanıyorlar. Çocukların ateşi falan çıkar aslında. Fırat`ın böyle sorunları yok tabi. İnsanlar çocuk karakterleri her zaman çok seviyorlar. Çocuk karakter gerçek gibi davranırsa, perdenin arkasına geçip `Burası benim evimmiş meğersem` derse mesela, çok seviliyor.

Fırat`ın en sevilen maceralarından biriydi.

Pek de bir şey yoktu aslında. Ama insanlara, `Çocukluğunuzda siz de böyle yapardınız` diyorsunuz. `Hatırladınız mı?` diyorsunuz. Onlar çoktan unutmuştur bunları. Bugün dizilerde falan hep sahte çocuk karakterleri var.

Çok düzgün konuşan, çok akıllı...

Annesiyle babasıyla `annecim babacım` diye konuşan... `Bugün evlenme yıldönümünüz, tebrik ederim` diyen... Fırat`ın sevilmesinin nedenlerinden biri de bence, onu gördüklerinde masumiyetlerini hatırlamaları. `Bir zamanlar masumdum`u hatırlıyorlar aslında. `70`ler, 80`ler çok güzeldi` diye dolaşan insanlar vardır ya. Aslında 70`ler hiç güzel değildi. İnsanlar sokakta birbirini vuruyordu, kimse rahat dolaşamıyordu. `70`ler çok güzeldi` diyenler aslında bugünkü hayatından tiksiniyor, kirlendiğini düşünüyor. Çocuk karakterin dünyasını görünce, perdenin arkasına geçtiği, halıda oynadığı, pis işlere bulaşmadığı günleri hatırlıyor.

Fırat`ın bir de zavallılığı cezbediyor sanki. Son karede mutlaka tokat yiyor, terlik yiyor, ağlıyor...


Bir karede tokat yiyor ağlıyor ama öbür karede hemen normale dönüyor. Acıyı travmatik yaşamayan bir çocuk o. `Annem bana vurdu` deyip iki gün küsen bir çocuk değil. Ben de öyleydim. Baya baya terliği yerdim ama bir saat sonra bacağa da sarılırdım, `Salçalı ekmek` diye. Doğu toplumlarında böyle herhalde. Filmlerde gördüklerimiz doğruysa eğer, Batı`da, çocukluklarını travmalarla yaşayan çok insan var. Hep sorgulayan, babasıyla yıllar sonra hesaplaşan... Travmayla yaşanmaz ki. Aile ailedir. Tokadı da yersin, terliği de.

Fırat`ın da çok feci yanağı kızarıyor böyle durumlarda.

Terlik yemiş olarak düşünüyorum. Ya da çok acıtmayacak bir tokat. Zaten o yüzden travma yok. Hemen düzeliyor. Anneden nefret etmiyorsun zaten. Bir bölümde, annesi Fırat`ın dondurmasını yemişti, ağlamıştı o da. Annesi bakkaldan filan bahsederken, bakkalın karısının kolundaki altınlara takmış, `Bakkalcılıkla mı aldı bunları?` falan derken, alıp yiyor dondurmayı... Aslında annesinin de çok büyük sorunları var. Parasızlık çeken yalnız bir kadın.

Sahi, babası nerde Fırat`ın?

Baba yok. Bilmiyorum nerde.

Biz babasının gündüz çalıştığını düşünüyorduk.

Baba ilk bölümde vardı. Fırat, `Babamın bürosuna gidelim` diyordu. Sonra baba çizdim. Baktım, baba olunca işler soğuyor. Anne çocuk ilişkisindeki sıcaklık olmadı. Baba ciddiyet getirdi. Komik baba çok azdır zaten. Çocuk bütün gün anneyle vakit geçirir, akşamları bir adam gelir, biraz oyun oynar, gider. Çok muhatap olmaz. Komik anne çok vardır. Çocukluğum kadınların arasında geçti; annem, ablalarım, teyzem, teyzemin kızları... Kadınların mutfakta yaptıkları dedikoduları da yaptım. Kadınlar bilinenin tersine çok çılgınlar. Onları çizmek daha zevkli oldu. Baba olmadı.

Pedagogmuşum gibi soracağım ama... Hani siz kendi çocukluğunuzdan örnekleri çokça yansıtıyorsunuz ya o yüzden. Babanızla aranız iyi, di mi?

Her Türk çocuğun babasıyla arası nasılsa, benimki de öyle. Dördüncü cümleden sonra tıkanır muhabbet. Karşılıklı sevgi göstermeye çalışmak ama yıllarca gösterememek... Babamda da var bu. Kızların babasıyla arası iyidir ama. Kadınların sevgi göstermek konusunda problemleri olmadığı için ablamlar, `Babacığım` diye sarılabilirler.

Annesi Fırat`ı yerin dibine geçiriyor bazen. Baba olsaydı oğlunu sürekli yüceltirdi belki.

Anne de seviyor aslında.

Seviyor da, komşusuna `O hiçbir şey anlamaz` falan diyor. Alın size travmatik bir şey.

Evet ama bu `büyüyünce geçen travma`, sorgulanacak travma değil. Benim de çok başıma geldi. Devamlı okul birincisi olan kuzenimle karşılaştırıldım. Kız duvarlara sürekli plaketler çakıyordu! Ortaokulda çok zor durumdaydım. O Melis de öyle bir şey zaten; çok güzel konuşan, İngilizce öğrenmek isteyen... Gıcık oluyor zaten ona.

Büyük Melis`e de aşık.

Bu benim de başıma geldi. Komşu kadın annene kahvaltıya gelir, `N`aber sevgilim` diye yanaklarını sıkar. Sen gerçekten üstüne alınırsın. Kendini görmediğin için küçük olduğunun farkında değilsindir. İnsan ortaokulda, lisede de küçük olduğunun farkında olmaz. `Kız bana niye bakmıyor` dersin. Oysa 1.50 dolaşıyorsundur ortada. Kendi kendine gelin güvey oluyorsundur... Fırat da, `İnşallah bıyıklarım çıkar yarına kadar.` diyen bir çocuk işte.

Üzüyor insanı öyle dediğinde. Uzamayacak çünkü.

Merak etmeyin ertesi gün unutuyor.

***

`ÇOCUKLUĞUMUZDAKİ TİPLER ROMANTİKTİ`

Fırat Avni`yle karşılaştırılıyor? Fırat`ın bu kadar sevileceğini tahmin etmiş miydiniz?

Yo, hiç etmedim. Fırat`ı ilk çizdiğimde zaten devamlı bir tip olacağını düşünmemiştim. Derginin o kısmı boş kalmıştı. Umut bir şey yapmıştı, sonra vazgeçmişti. Baya boş kaldı. Bari ben bir şey yapayım dedim. Fırat`ın sadece iki macerası olacaktı. Çok sevildi. Avni`yle karşılaştırılması övünç meselesi. Avni çok tutulmuş bir karakter. Avni hep mahallede dolaşıyor, Fırat daha çok evde. Oğuz Aral`ın döneminde çocuklar sokaktaymış. Bugünün çocuğunu yapacaksam daha çok evin içinde vakit geçiren, halıda oynayan çocuğu çizmeliyim.

Çok oyuncak yoktu...

Televizyon da çok yoktu. Uçan kaz, Clementine, Portakal Yolu, Heidi vardı. Bugün Uçan Kaz`ı seyrettiğimde, çizgisi falan muhteşem olmamasına rağmen, hala seviyorum. Bir hafta beklediğimiz için o kadar değerliymiş ki. Arzu kaybı bu işte. O yıllarda daha romantik filmler vardı. Çocuk babasını arardı, şehirden şehre seyahat ederdi. Bizim çocukluğumuzdaki tipler daha romantikti... Dramalar vardı. Bugün Manga`lar falan var

***

BOZUK ÜÇLÜ PRİZ, KOCA BİR DÜNYA!

Fırat bu dönemin çocuğu. `Bu kablodan bir şey yaparım ki` diyen bir çocuk. Bugün, `Bi şey yaparım ki` diyen çocuk pek kalmadı sanki.

Playsteyşınları bize verselerdi biz de delirirdik. Hangi zamanın çocukları daha iyi yaşadı yaşamadı, bilemeyiz... Biz çok eğleniyorduk tamam ama belki biz de kötü beslendik...

Yarım ekmek mi yediniz hep?

Çok yedim. Salçalı ekmek. İlkokulu köyde okudum. Kablo, tel, çivi, gazoz kapağı, `bişeyin kenarı`, anlamsız plastik parçalar... Onları değerli buluyorsun. Etrafta zaten çok az oyuncak var. Kimsenin oyuncağı yoktu köyde. Bir iki tane kamyon belki... Onlar da kırık dökük. Erkek çocuklarının ömrü sokakta hep, `Bunla bi şey yapılır` diyerek geçer. `Ne yapılır, ne yapılır... Üçgen araba mı yapsam, rampa mı yapsam...` Çocukken o bozuk üçlü prize bakış bambaşka oluyor. Kocaman bir dünyaya bakıyorsunuz aslında. O yüzden evin sağına soluna define gibi saklıyorsunuz. Çocukken ablam bana oyuncak almıştı, küçük askerler. Delirmiştim. Bugün yeğenlerime baktığımda, benim küçükken deli olacağım acayip oyuncaklar alıyorum; parçalanıp toplanan, maceralı... Bakıyorum, üç saat sonra kenara atmış. Arzu kaybı diye bir şey vardır ya hani. Arzu kaybının sonu yok. Oysa küçük bir çocuğa küçük bir tel parçası verseniz de mutluluğu aynı dozda geçer, playtsiteyşın 3`ü LCD ekranda sunsanız da aynı dozda geçer. O teli attığınızda daha güzel bir tel işinizi görebilir. Ama o LCD ekrandan daha iyisini bulmak zor.

Bugünün çocuklarının işi daha mı zor?


Daha çok arzu kaybı yaşıyorlar... Her yerden bir şey geliyor. Doğum gününde oyuncaklarla doluyor. Büyükşehirlerdeki orta sınıf için falan konuşuyorum tabi. Gecekondudaki çocuklar için böyle bir şey yok. Onlar da böyle pleysteyşınların falan olduğunun farkında. O da çok kötü. İnsan bildikçe mutsuzlanır. Sen kalkıp hafta sonları İtalya`ya gidersen, bir süre sonra İtalya`ya gitmemek/gidememek seni mutsuzlaştırır. Bildiğin ölçüde mutsuzlaşırsın. Ne kadar küçük çevrede yaşarsan o kadar mutlu olma şansın var. Dünyayı gezen Rahmi Koç`la mutluluk dozun aynı aslında. Ben evden çıkıp Beşiktaş`a inerken denizi görüyorum ve onunla benim mutluluk dozum aynı oluyor. Bu kadar da iddialıyım. Öyle olsaydı zengin insanların hiç mutsuz olmaması lazım. Hepsi ağızlarında zehir varmış gibi dolaşıyorlar, asık suratla Nişantaşı`nda, kafelerde falan. Sürekli tatmin oluyorlar. Hayatta tatmin olmak kötü bir şey.

Bugün köyde çocuk olsaydınız?

Çocukluk güzel ya köyde. Çocuk olmayı isterdim. Ama ortaokuldan sonrasını istemezdim. Bunalımlıydı. Kravatlıydı. İlkokul öncesi en zevkliydi.

***

YARIM EKMEK EFSANESİ


Nedir o yarım ekmek Fırat`ın elindeki?


Tarifini verelim isterseniz... Yarım ekmek arasına salça sürülür. Bu kadar! Salçalı ekmek, sokakta oynamak için fastfood işlevi görür. Eve koş, yarım ekmek salçayı al, kapıda bekle bekle... Tekrar aşağıya in... Oynarken bir taraftan ye. Biri alıp yerken, diğer çocukların da canı çeker, hepsi birkaç dakika kaybolur, sonra evlerinden salçalı ekmeklerle koşarak gelirler.

Fırat ne olacak. Büyüyecek mi, `nohut kadar` mı kalacak?

Büyümeyecek. Hatta gittikçe küçülüyor. Dayısının ayağında yürüyordu bir keresinde. Okula da gitmeyecek hiç.

Faik`le yolları kesişecek mi?


Yok. Ama ilginçlik olsun diye çizerim belki. Yüz göstermediğim için belki tek ayakkabı çizerim. Anlarlar herhalde.


Alıntıdır.

Faik de bu:



:df:

Bu da Fırat'ın karikatür kitabı... Bende var çok güzel ya. :blue:




:df:









Bu tam komedi uff. :df: Her okuduğumda gülüyorum. :df:



Yeni sayıdaki karikatürü bulamadım, taratabilitesi olan varsa.. :df: Çok iyi olur aslında. :blue:

Neyse yazıyım ben. :df:

Sayı 2010/10

A: Fıraat, gel oğlum şunu dene bi.. Gel!
F: Sevinçli bi film başlıcak şindi, şakalı düşme hızlısı. Geçen bi tane vardı ya, o değilde ama başkası galiba, sence?..
A: İki dakka gel, daha başlamadı hadi!
F: İşalla çabuk başlar gece biter bu film.
A: Gel bir şeyi on kere tekrarlatma insana çabuk!..
F: Sence bu filim adamlı mı? (:df:) Bilemedin ben bildim. Birinciliği gelene uçak! Yani uçak benim oldu sçbkgt* ehe!
A: İki dakka gel hadi başlamadı Fıraat!
F: Allah başladı şakalı! (:df:)
A: Gel şurayadan anlamıyo musun sen?.. Giy şunu bi!..
...Çıtırt...
F: Enem! Kafam! Kafam acıyo!..
A: Ayy yakasını dar açmışım tüh tüh tüh!..
F: (Tv'ye bakıyo) Hadi olum düş biraz!
A:Dön bi dön!.. Ayy kolları da çok uzun. İki parmak sökülecek.. Cık cık koca gtlü* Zeliha diziye bakıcam diye mahvetmiş kollarını, keşke vermeseydim!
F: Ne biçim de düşemedi. (:df:)
A: Çıkar çıkar! Vallahi şekerim çıktı sinirden!
F: Allam yareppim yaa!.. Enem! Kulam kulaam yanıyo!
A: O kadar emek harcadım cıkcıkcık!
F: Oha düştü işte eha eha eha!
A: Ayy gel bi krem sürelim yüzüne, kulağına annecim gel!.. (Annecim?! :df: )  


« Son Düzenleme: Mart 06, 2010, 03:19:26 ÖS Gönderen: Cerima »


~Daphne'ye teşekkürler. :gl:

Çevrimdışı Cursed

  • Sim-Maniac
  • *
  • İleti: 1068
  • Sim-Puan: 375
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #9 : Mart 06, 2010, 03:09:19 ÖS »
Allahım oturup ağlıcam. Of karnıma ağrılar girdi. Vıyh!
hafif küfür xD
http://img362.imageshack.us/img362/4491/n5307220854896063410pr9.jpg

Yarıldım :df:

Çevrimdışı nymphetamineC

  • Simmie
  • *
  • İleti: 68
  • Sim-Puan: 51
  • Cinsiyet: Bayan
  • höööaaa.
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #10 : Mart 06, 2010, 03:29:12 ÖS »
ulan.  :hey:
sçtım.  :lol: :lol: :lol:





















Çevrimdışı mrsalemm

  • Sim-Star
  • *
  • İleti: 1873
  • Sim-Puan: 783
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #11 : Mart 06, 2010, 05:30:23 ÖS »
Anağm süper sonuncu ^^
Off. Karnıma ağrılar girdi :df:


Çevrimdışı Evapsie

  • Sim-Star
  • *
  • İleti: 2264
  • Sim-Puan: 592
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #12 : Mart 06, 2010, 08:11:58 ÖS »
Fıratım benim yea  :red: Yaz beni enee  :red: xD

Çevrimdışı ~! O k a N !~

  • Sim-Professor
  • *
  • İleti: 4209
  • Sim-Puan: 16
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #13 : Mart 06, 2010, 08:29:23 ÖS »
fıraağğğğt :red:
zuaahhhaaha!! :I
beni de yaz :-P
:L

Çevrimdışı nymphetamineC

  • Simmie
  • *
  • İleti: 68
  • Sim-Puan: 51
  • Cinsiyet: Bayan
  • höööaaa.
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #14 : Mart 18, 2010, 04:24:59 ÖS »
ayh.  :hey: :hey: :hey:




Çevrimdışı simserella

  • Sim-Baby
  • *
  • İleti: 10
  • Sim-Puan: 1
  • Adım Dilay :)
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #15 : Mart 20, 2010, 11:07:40 ÖS »
Ayhh gülmekten ölüyom galiba eneee :cry:
╔╗
║║
║║ ╚╝ ╔╗ ║║╔═╦╦╦═╗ ║╚╣║║║║╩╣♥ ╚═╩═╩═╩═╝ ╔══╗ ║╔╗║ ║╚╝╠══╦╦══╦═╗ ║╔╗║╔╗║║║║║╩╣ ╚╝╚╩╝╚╩╩╩╩╩═╝♥ ♥ ♥ ♥

Çevrimdışı levicorpus

  • Sim-Maniac
  • *
  • İleti: 828
  • Sim-Puan: 347
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #16 : Mart 22, 2010, 06:12:06 ÖS »
CNBC-E de bir çizgi film vardı adını unuttum.
Ona çok benziyor..

Çevrimdışı Cerima

  • Sim-Professor
  • *
  • İleti: 1811
  • Sim-Puan: 781
  • Cinsiyet: Bayan
  • Magic °
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #17 : Mart 22, 2010, 06:33:01 ÖS »
South Park?


~Daphne'ye teşekkürler. :gl:

Çevrimdışı levicorpus

  • Sim-Maniac
  • *
  • İleti: 828
  • Sim-Puan: 347
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #18 : Mart 22, 2010, 06:48:36 ÖS »
Yok o değil ailesini sinir eden bir çocuk vardı hani bulunca editlerim :df:
Edit: Hah aklıma geldi Family Guy daki Steewie'ye benziyor :I
« Son Düzenleme: Mart 22, 2010, 06:53:07 ÖS Gönderen: ~Daphne »

Çevrimdışı arçiz

  • Simmie
  • *
  • İleti: 67
  • Sim-Puan: 8
Ynt: Fırat - Karikatür
« Yanıtla #19 : Temmuz 24, 2010, 01:02:14 ÖÖ »
açıkçası ilk defa burda gördüm :-)